Anasayfa
En Çok Okunanlar
En Yeniler
Üye Girişi

Kimya Nedir




Kimya Resimleri

Bu Yazıda Neler Var

  • Kimyanın Alt Dalları
  • Simya Nedir
  • ORGANİK KİMYA NEDİR VE NEDEN ÖĞRENMEMİZ GEREKİYOR
  • ORGANİK KİMYANIN KONUSU NEDİR
  • ORGANİK VE İNORGANİK BİLEŞİKLERİN KARŞILAŞTIRILMASI
  • İnorganik Bileşikler
  • Organik Bileşikler
  • SAFLAŞTIRMA VE SAFLIK KONTROLÜ
  • İnorganik kimya (Anorganik kimya)

  • Kimya Nedir ? (Özet) : Maddenin özelliklerini, yapisini, ayri ayri maddeler arasindaki ilgi ve değişmeleri inceleyerek, bu değişmelerin bağli olduğu kanun ve kurallardan söz eden bilim.
    Kimya üzerindeki bilimsel düşünce, ilkin roger bacon (1214-1294) ile başlar.

    Kimya, genel olarak, inorganik cisimleri inceleyen inorganik kimya, organik cisimleri inceleyen organik kimya olmak üzere iki büyük şubeye ayrilir. Yazının sonunda bu iki şubeyi tek tek anlatacağız.

    Kimya Nedir ? (Detay) : Maddelerin yapılarıyla, özellikleriyle, geçirdikleri değişimler ve bu değişimler sırasındaki enerji alışverişleriyle ilgilenen bilim dalına kimya denir. Kimya sözcüğü Eski Mısır dilinde ‘Dünya’ anlamına gelen‘kem’ sözcüğünden türemiştir. Doğada bulunan ya da yapay olarak üretilen her madde, bazı temel maddelerin birleşiminden oluşur. Bu maddelere element denir.Örneğin hidrojen, oksijen, karbon vedemir birer elementtir. Doğada 94 çeşit element vardır. Bütün maddeler elementlerin değişik oranlarda birleşmesiyle oluşur ve bunlara ‘bileşik’ denir. Örneğin su bir bileşiktir: Hidrojen ve oksijenin birleşmesiyle oluşur. 94 elementin değişikoranlarda birleşmesiyle oluşan bileşiklerin sayısı sekiz milyonun üzerindedir. Pişirme, fermentasyon, cam yapımıve metalurji uygarlığın şafağındanberi yapılagelen kimyasal uygulamalardır. Günümüzde vinil, Teflon, sıvı kristaller, yarı iletkenler ve süper iletkenler kimya uygulamalarının geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Özellikle 20. yüzyılda kimya alanında çok büyük gelişmeler oldu. Ne var ki kimya bir zamanlar,hem de çok uzak olmayan bir geçmişte, büyünün ve batıl inançların egemenliğinde olan biruğraştı. Bu uğraşa simya denirdi.

    Kimyanın Alt Dalları


    Atomları, element ya da bileşik haldeki maddelerin yapısını, bileşimini ve özelliklerini, uğradıkları dönüşümleri, bu dönüşümler sırasında açığa çıkardıkları ya da soğurdukları enerji ve entropiyi inceleyen bilim dalıdır.

    Kimya bilimi sınırsız denecek sayıda çok bileşiğin incelenmesini kapsar ve bu konudaki bilgi ve etkinlikleri sistemli hale getirmek amacıyla birbiriyle ilgili bileşikleri, sistemleri, yöntemleri ve amaçlarını gruplayan bir çok alt dala ayrılır.

    Analitik Kimya: Kimya biliminin belirli bir maddenin kimyasal bileşenlerinin yada bileşenlerden bir bölümünün niteliğinin ve niceliğinin belirlenmesini inceleyen koludur.
    Biyokimya: Canlı organizmalarda bulunan kimyasalları, kimyasal reaksiyonları ve etkileşimlerini inceler. Biyokimya; organik kimya, tıbbi kimya, nörokimya, moleküler biyoloji ve genetik ile yakından ilgilidir.
    İnorganik Kimya: İnorganik (karbon, hidrojen dışı) bileşiklerin tepkimeleri ve özellikleri ile ilgilenen kimyanın alt disiplinidir.
    Fiziko-kimya: Fiziko-kimya kimyasal sistemlerin ve oluşumların enetji ve dinamikleri ile ilgili değişimleri izleyen alt disiplindir. Kimyasal termodinamik, kimyasal kinetik, elektrokimya, istatistik, mekanik ve spektroskopi alanlarını kapsar.
    Organik Kimya: Karbon kimyası da denir. Hidrojen, oksijen, azot, fosfor, klor gibi elementlerin karbon ile yaptığı bileşikleri inceler.
    Nükleer Kimya: Atomaltı taneciklerin atomu nasıl oluşturduklarını inceleyen alt disiplinidir.
    Farmosötik Kimya: Kimya ile eczacılığın kesiştiği noktadaki etken madde dizaynı, organik sentez ve ilaç geliştirmekle ilgili alt bilim dalıdır.
    Teorik Kimya: Kimya biliminin teorik sebep sonuç ilişkilerinin temellerini inceleyen alt bilimidir.
    Supramoleküler Kimya: Moleküller arasındaki ve molekül içindeki etkileşimleri inceleyen bilim dalıdır.
    Jeokimya: Yerküredeki doğal kimyasal olayları inceleyen bilim dalıdır.
    Polimer Kimyası: Polimer çok sayıda molekülün kimyasal bağlar ile düzenli bir şekilde bağlanarak oluşturduğu yüksek molakül ağırlıklı bileşiklerdir. Polimer kimyası ise bu moleküllerin yapısı ve reaksiyonlarını inceler.
    Agrokimya: Tarım bilimlerindeki kimyasal uygulamaları kapsar.
    Gıda kimyası: Besin maddelerinin kimyasal yapılarını ve organizmadaki işlevlerini inceler.
    Çevre Kimyası: Kimyasal maddelerin yol açtığı çevre kirlenmesini ve önlenmesini konu alır.
    Tekstil Kimyası: Boyar maddelerin elyaf boyamacılığında kullanılmasına geniş yer verir.
    Tıbbi(Medikal) Kimya: Kimyasal maddelerin hastalıkların tedavisinde kullanılmasını ve tedavi mekanizmasınıkonu alan yeni bir bilim dalıdır
    Foto Kimya: Işığın atom ve bileşiklerle etkileşimini inceleyen bilim dalı
    Termokimya: Kimya biliminin bir alt dalı olup ilgi alanı kimyasal reaksiyonların ısı ile olan ilişkileridir.
    Elektrokimya: Kimya biliminin bir alt disiplini olup elektronik bir iletken(metal,grafit veya yarı iletken) ile iyonik bir iletken(elektrolit)arayüzeyinde gerçekleşen reaksiyonları inceler.

    Simya Nedir


    Modern kimyanın 200 yıl kadar önce doğduğu söylenebilir. Ama onu oluşturan, doğmasını sağlayan bilgi ve deneyim birikimi yaklaşık 5000 yıllıktır. Kimya, tarihsel olarak simyadan evrilerek ortaya çıkmıştır. Kimyanın doğuşuna kadar geçen binlerce yıl boyunca maddelerin özellikleriyle ve birbirleriyle olan etkileşimleriyle ilgilenenler hep simyacılar olmuştur. Tıpkı günümüz kimyacıları gibi simyacılar da zamanlarının büyük bir bölümünü laboratuvarlarında geçirirdi. Ama onlar, kimyacılar gibi maddeler arasındaki ilişkilerin nasıl olduğunu, değişimlerin neden ortaya çıktığını anlamaya çalışmazdı.

    Simyacıların başlıca uğraşı, sıradan maddeleri daha değerli maddelere dönüştürmenin yollarını bulmaktı. Her simyacının düşlerini süsleyen maddelerin başında da ‘felsefe taşı’ (ya da ‘felsefeci taşı’) olarak bilinen, büyülü bir taşı elde etmek gelirdi. Bu taşın, taşıdığı güç sayesinde bakır, kalay, demir ya da kurşun gibi sıradan metalleri altına dönüştürdüğüne inanılırdı. Bunun yanında bazı simyacılar da yaşamlarını her türlü hastalığı iyileştirdiğine, sonsuz gençlik ve ölümsüzlük verdiğine inanılan ‘yaşam suyu’nu (el iksir ya da ab-ı hayat)
    aramaya adamıştı. Çin’den Hindistan’a, Ortadoğu’dan Avrupa’ya kadar bütün simyacıların başlıca uğraşları bunlardı.

    Simyayla uğraşanların doğaya ve onu oluşturan maddelere bakışları çok farklıydı. Onların da kendilerine özgü ama bilimsel olmayan bazı kuramları vardı. Örneğin dört temel elemente inanırlardı. Bunlar hava, toprak, ateş ve suydu. Onlara göre yeryüzündeki bütün maddeler bu dört temel elementin değişik oranlardaki karışımından oluşmuştu. Bunun yanında bu elementlerin taşıdığı bazı temel özellikler de vardı: soğukluk, kuruluk, sıcaklık ve ıslaklık. Her element bu dört temel özellikten ikisini taşırdı. Ateş sıcaklık ve kuruluközelliklerini taşırdı. Toprak kuru ve soğuktu; hava sıcak ve ıslaktı; su da ıslak ve soğuktu.
    Kuşkusuz simyacıların felsefe taşını ya da yaşam suyunu elde etmek için denediği hiçbir yöntem sonuç vermedi. Ama binlerce yıl boyunca binlerce simyacının bu umarsız çabası sırasında insanların yararına birçok madde bulundu, çeşitli aletler geliştirildi ve yöntemler ortaya çıktı. Doğanın gerçek yapıtaşı olan elementlere ilişkin büyük bir bilgi birikimi oluştu. Modern kimyanın temelleri yavaş yavaş atıldı. Zamanla simyanın büyü temelli boş inanışları, etkisini yitirmeye başladı. Simya çalışmaları 1400’lü yıllarda doruğa ulaştıktan sonra insanlar simya kuramlarına olan inançlarını yitirmeye başladılar. Özellikle Rönesansla birlikte doğayı anlamak için dikkatli gözlemler, özenli ölçümler ve birtakım deneyler yapan bazı insanlar ortaya çıktı. Bunlar çalışmalarında büyü ya da simyaya başvurmuyordu. Bu tür çalışmalar giderek yaygınlaştı, matbaa sayesinde de kitaplarla paylaşılmaya ve iyice yayılmaya başladı.

    Her şeye rağmen simya 1600’lü yılların sonuna kadar kimyayla birlikte varlığını sürdürdü. Birçok bilim insanı doğayı ve insanı bilimsel olarak ele almadan önce bir süre simyayla uğraştı.

    Simyacılar, Felsefe Taşı denen düşsel bir taşın, metalleri altına dönüştürme gücü olduğuna inanırdı.

    Birçok simyacının temel amacı sıradan metallerden altın elde etmekti. Bunun için sıra dışı deneyler yapmaktan çeknmezlerdi. Örneğin Hamburglu simyacı Henrig Brand bu amaçla 1669’da aslan idrarıyla
    yüzlerce deney yapmıştı. Ona göre bu soylu hayvanın idrarında altın bulunmalıydı. Brand aylar süren çabasının sonunda kuşkusuz altın elde edemedi ama parlayan yeni bir madde buldu. Ona ‘ışık taşıyan’ anlamına gelen Yunanca ‘fosfor’ adını verdi. Simyacılar yeryüzündeki bütün maddelerin dört temel elementten oluştuğuna inanırdı. Bunlar ateş, toprak, hava ve suydu.

    Organik bileşikleri inceleyen ilim dalıdır. Organik bileşikler C bileşikleridir. Bununla beraber CO, CO2 ile bunların türevleri, H2CO3 organik bileşik sayılmaz. XIX. yy kadar organik bileşiklerin sentezi yapılamamış bunlar sadece canlı organizmalardan elde edilmiştir.1828 yılında alman kimyacı F. WÖHLER (1800–1882) amonyum siyanatı ısıtarak organik bir bileşik olana üreyi elde etti.

    Organik bileşikleri inceleyen ilim dalıdır. Organik bileşikler C bileşikleridir. Bununla beraber CO, CO2 ile bunların türevleri, H2CO3 organik bileşik sayılmaz.

    XIX. yy kadar organik bileşiklerin sentezi yapılamamış bunlar sadece canlı organizmalardan elde edilmiştir.1828 yılında alman kimyacı F. WÖHLER (1800–1882) amonyum siyanatı ısıtarak organik bir bileşik olana üreyi elde etti. O zamana kadar üre sadece hayvan idrarından elde edilebiliyordu. Daha sonraları Kolbe elementlerinden asetik asiti, Berthelot metan gazı ve formik asiti sentez etmiştir. İsveçli kimyacı Berzelius’un önerisi ile organik maddelerle ilgilenen kimya dalına organik kimya adı verildi.

    ORGANİK KİMYA NEDİR VE NEDEN ÖĞRENMEMİZ GEREKİYOR


    Tüm canlı organizmalar organik kimyasallardan oluşmuştur. Saçlarımızı, derimizi ve kaslarımızı oluşturan proteinler, genetik yapımızı belirleyen DNA, yediğimiz meyve sebze, giydiğimiz elbiselerin birçoğu ve hastalandığımızda kullandığımız ilaçların hepsi, organik açıdan kimyasal maddelerdir. Günlük yaşantımızda çok kullanılan aspirin söğüt yaprağından, penisilin peynir küfü mantarından, sabunlar yağlardan elde edilir. Bu açılar göz önünde bulundurulduğunda canlılarla ilgilenen herkesin temel bazda da olsa organik kimya bilmek zorunda olduğunu söyleyebiliriz.

    ORGANİK KİMYANIN KONUSU NEDİR


    Organik kimya karbon bileşikleri kimyası olarak da anılır. Çünkü tüm organik bileşiklerde temel atom C dur. Organik kimyanın konusunun çok geniş olmasının nedeni C yaptığı çeşitli bağlanmalardan ve izomeriden kaynaklanır. Bitki, hayvan, ya da mikroorganizmalar ile ilgili tüm alanlar organik kimyanın temel ilkelerine dayanır. Yine yaşamımızda büyük önem taşıyan ilaçlar, plastikler, sentetik boyalar, deterjanlar organik kimyanın kapsamına girer.

    ORGANİK VE İNORGANİK BİLEŞİKLERİN KARŞILAŞTIRILMASI


    İnorganik Bileşikler


    1. İnorganik bileşiklerde 104 elementin hemen hemen hepsi yer alabilir.
    2. İnorganik bileşiklerin sayısı yüz binler ile ifade edilirken;
    3. Genellikle iyonik bağlıdır.
    4. Tepkimeleri genelde hızlı ve tek ürünlüdür.
    5. Tepkimeleri genelde katalizör gerektirmez ve iyonik mekanizma üzerinden yürür.
    6. Erime ve kaynama noktaları genelde yüksektir.
    7. Kolay yanıcı değildir.
    8. İnorganik çözücülerde çözünürler.

    Organik Bileşikler


    1. Organik bileşiklerde bulunabilecek elementlerin sayısı 20 geçmez. Bunlar içerisinde en çok yer alanlar C, H, O, S, N, Cl, Br, I, F, P, Ar ve silisyumdur.
    2. Organik bileşiklerin sayısı milyonlar ile ifade edilir. Teorik olarak sonsuz sayıda organik bileşik yapılabilir.
    3. Organik bileşikler kovalent bağlıdır.
    4. Tepkimeleri genelde yavaş ilerler ve ana ürün yanında yan ürünler de oluşur. Mesela sabun eldesi saatler alır.
    5. Organik tepkimeler katalizör gerektirebilir ve çeşitli mekanizmalar üzerinden yürür.
    6. Erime ve kaynama noktaları düşüktür.
    7. Genellikle kolay yanarlar.
    8. Organik çözücülerde çözünürler.

    ORGANİK BİLEŞİKLERDE C, H VE O ARANMASI
    C ve H ARANMASI:

    Kuru ve toz halindeki organik madde örneği yaklaşık sekiz katı CuO ile karıştırılıp tüpe konur ve ısıtılır. Organik maddede H varsa tüpün soğuk kısımlarında su damlacıkları görülür. Çıkan gazın kireç suyunu bulandırması madden yapısında C olduğunu gösterir.

    Organik Madde + CuO CO2(g) + H2O(g) + Cu(k)

    AZOT ARANAMSI
    Bir deney tüpüne organik madde koyup NaOH ile karıştırıp ısıtılır. Keskin bir amonyak kokusu duyulur. Tüpün ağzına ıslak kırmızı turnusolü tutulur ve renk maviye dönüşürse N vardır denir.

    Ya da organik madde cam tüpte ufak bir parça metalik sodyum ile eritilirse azot, sodyum siyanüre dönüşür. Daha sonra bu tüpten alınan örnek başka bir tüpte demir (II) sülfat çözeltisiyle kaynatılır ve HCl ile biraz asitlendirilir. Demir (III) klorür ilave edilir. Berrak çözeltide mavi bir çökelti oluşması azotun varlığını gösterir.

    6 NaCN + FeSO4 ----> Na4[Fe(CN)6] + Na2SO4
    3 Na4[Fe(CN)6] + 4FeCl3 -----> Fe4[Fe(CN)6]3 +12 NaCl

    KÜKÜRT ARANMASI
    Organik madde cam tüpte ufak bir parça metalik sodyum ile eritilirse kükürt, sodyum sülfüre dönüşür. Süzüntüden alınan örnek bir tüpte asetik asit ile asitlendirilir ve kurşun asetat elde edilir. Siyah renkli çökeltinin oluşması kükürdün varlığını kanıtlar.

    Na2S + Pb(CH3COO)2 ---------> PbS (siyah) +2CH3COONa

    HALOJEN ARANMASI
    Organik madde cam tüpte ufak bir parça metalik sodyum ile eritilirse halojen, sodyum halojenüre dönüşür. Süzüntüden alınan örnek bir tüpte seyreltik nitrik asit ile asitlendirilir ve AgNO3 ilave edilir. Beyaz çökelek Cl, açık sarı çökelek Br ve sarı renkli çökelek I varlığını gösterir.

    NaCl + AgNO3 ----------> AgCl (beyaz) + NaNO3
    NaBr + AgNO3 ----------> AgBr (açık sarı) + NaNO3
    NaI + AgNO3 ----------> AgI (sarı) + NaNO3

    OKSİJEN ARANMASI
    Oksijen elementi doğrudan aranmaz.

    ORGANİK KİMYADA FORMÜL KAVRAMI
    Organik kimyada, üç çeşit formülden bahsedeceğiz.

    1. Basit Formül: Bir bileşiğin moleküllerinde bulunan atomların türünü ve en küçük oranlarını gösteren formüldür. Bu formül bileşik kakında kesin bilgi vermez.

    Soru: Bir organik bileşiğin 6 g yandığında 8,8 g CO2, 3,6 g su oluştuğuna göre bileşiğin basit formülü nedir? (CH2O)
    Soru: C ve H elementlerinde oluşan bir bileşiğin 4,4g yandığında 0,3 mol CO2 gazı oluştuğuna göre bu bileşiğin basit formülü nedir?(C=12, H=1) (C3H8 )
    Soru: Bir bileşiğin 3g yandığında 0,2 mol CO2 ile 0,3 mol H2O oluştuğuna göre bileşiğin basit formülü nedir? (CH3)
    Soru: Bir organik bileşiğin 4,6g yakıldığında 0,2 mol CO2 ile 0,3 mol H2O oluşuyorsa bileşiğin basit formülü nedir? (C2H6O)
    Soru: Kütlece %80 C, ve %20 O içeren bileşiğin basit formülü nedir?

    Bileşiğin formülü CxHy olsun. 100 g bileşikte;

    nC=80/12=20/3 mol, nH=20/1=20 mol, C20/3H20=CH3

    Soru: Bir organik bileşiğin 4,4 g yandığında 7,2 g su oluştuğuna göre bileşiğin basit formülü nedir? (C3H8)



    2. Molekül Formülü: Bir bileşiğin bir molekülünde bulunan atomların gerçek sayılarını gösterir. Bu sayede atomların türü ve sayısı, basit formülü, elementin % bileşimi bulunabilir. Bir bileşiğin molekül formülünün bulunabilmesi için basit formülü ve mol kütlesinin bilinmesi gerekir.

    Molekül formülleri basit formüllerin tam katlarıdır. Yani;

    (Basit Formül)n =Molekül Formülü

    Soru: Genel formülü CnH2n+2O olan bir bileşiğin 0,2 molü yakıldığında 0,8 mol su oluşmaktadır. Buna göre bileşiğin molekül formülü nedir? ( C3H8O)
    Soru: organik bir bileşiğin 0,2 molünü yakmak için 5 mol hava gerekiyor. Oluşan su 14,4g ve CO24H8O2) mol sayısı da suyun mol sayısına eşit olduğuna göre bileşiğin molekül formülü nedir? (C
    Soru: C ve H atomlarından oluşan organik bir bileşikte; H atomlarının sayısı C atomlarının iki katıdır. Bileşiğin NK da özkütlesi 2,5g/l olduğuna göre bileşiğin molekül formülü nedir?

    Bileşiğin bir molünün kütlesi;
    2,5x22,4= 56g
    (CH2)n=56 ise (12+2)n=56 n=4 ve molekül formülü C4H8 olarak bulunur.

    3. Yapı Formülü: Molekül formülleri atomların nasıl bağlandıklarını göstermez. Atomların birbirlerine bağlanış şekillerini yapı formüllerinden öğreniriz.ORGANİK BİLEŞİKLERDE İZOMERİ
    Molekül (kapalı) formülleri aynı, yapı (açık) formülleri farklı olan bileşiklere izomer bileşikler denir. İzomer bileşiklerin fiziksel ve kimyasal özellikleri farklıdır. Örneğin propil alkol ve metil etil eterin molekül formülleri aynı fakat yapı formülleri, kimyasal- fiziksel özellikleri farklıdır.

    SAFLAŞTIRMA VE SAFLIK KONTROLÜ



    1. KRİSTALLENDİRME:
    Saflaştırılacak maddeyi soğukta az sıcakta çok çözebilen bir çözücü seçilir. En fazla kullanılan çözücüler su, metanol, etil alkol, aseton, etil asetat, petrol eteri ve benzen gibi çözücülerdir. Gerektiğinde çözücü karışımları da kullanılabilir. Saflaştırılacak maddenin bu çözücüde yüksek sıcaklıkta çözeltisi hazırlanır. Sıcakken süzgeç kâğıdından süzülerek çözünmemiş maddeler uzaklaştırılır. Gerekirse süzme esnasında hunide ısıtılabilir. Çözelti dinlenmeye ve soğumaya bırakılır. Soğukta çözünürlüğü az olan madde kristaller halinde ayrılmaya başlar. Kristalleşme tamamlanınca Buncher hunisinden süzülür. Huni üzerine toplanan kristaller soğuk çözücüyle yıkanır ve kurutulur. Kristalleşme madde istenilen saflığa gelinceye kadar tekrarlanır.

    2. SÜBLÜMLEŞTİRME:
    Erime noktasının altında, önemli derecede buhar basıncına sahip katı maddelere uygulanabilen bir saflaştırma yöntemidir. Naftalin, benzoik asit, antrasen, kamfor, hegzaklor etan ve iyot bu yöntemle saflaştırılabilir. Katı madde porselen kapsül içine yerleştirilir. Üzerine ince delikli bir süzgeç kâğıdı konur. Kâğıdın üzerine boyun kısmı cam pamuğuyla kapatılmış huni konur ve erime noktasının altında yavaşça ısıtılır. Süzgeç kâğıdının deliklerinde yükselen buharlar huninin soğuk yüzeyi üzerinde kristaller halinde ayrılır.

    3. DESTİLLEME, DAMITMA:
    Destilleme bir bileşiğin buharlaştırılıp, buharının soğutularak ayrı bir kapta yoğunlaştırılması esasına dayanır. Tek bileşilenli organik sıvının saflaştırılmasına basit destilleme, kaynama noktası farklı iki ya da daha fazla sıvı karışımının ayrılmasına ayrımsal (bölümsel) destilleme, bir çözeltinin kolay uçucu çözücüsünün uzaklaştırılmasına buharlaştırma denir.

    Kaynama noktası düşük olan sıvılar atmosfer basıncında, kaynama noktası yüksek olan ya da kaynama noktası sıcaklında bozunan sıvıların düşük basınç altında sıvılaştırılmasına vakumda destilleme denir.

    4. EKSTRAKSİYON:
    Herhangi bir sıvı veya katı madde karışımında bulunan bir yada birkaç maddeyi bir çözücü yardımıyla ayırma işlemine denir. Ekstraksiyon için kullanılacak çözücü, karışımda bulunan maddeler ile reaksiyon vermemelidir. Küçük miktarda ekstraksiyon ayırma hunisi yardımıyla yapılır. Ekstraksiyon sonucu ayrılmış sıvı destilleme ya da kristallendirme ile saflaştırılır. Laboratuarda Soxhlet cihazı yardımıyla katı sıvı ekstraksiyonu yapılır.

    5. KROMOTOGRAFİ:
    Doğada az miktarda bulunan vitamin, hormon ve pigment gibi maddeleri yukarıda bahsedilen yöntemler ile saflaştırmak mümkün değildir. Kromatografi yöntemi, karışımı oluşturan maddelerden biri sabit (stationary phase) diğeri hareketli (mobile phase) iki faz sistemi arasında hareket ederken farklı derecelerde adsorpsiyon, dağılma ve iyon değişimine uğrayarak ayrılmaları esasına dayanır. Bu yöntemi ilk defa botanikçi M. TSWETT (1906) tarafından renkli bitki pigmentlerinin ayrılmasında kullanılmıştır.

    KAYNAKLAR:
    1. YEMENCİ, Selami; Kimya Lise 3, Başarı Yayınları,
    2. BAÇ, Nurettin; Kimya Lise 3, Remzi Kitapevi, 1986 İstanbul
    3. COMBA, Cemalettin; Organik Kimya Laboratuarı, MEY, 1999 Ankara
    4. ÖKTEMER, Prof. Dr. Atilla; Organik Kimya Ve Uygulaması,MEY, 2001, İstanbul
    5. ÖZERİŞ, Prof. Dr. Süheyla; Temel Organik Kimya; Güryay Matbaacılık, 1987 İstanbul
    6. UYAR, Prof. Dr. Tahsin; Organik Kimya; Palme Yayıncılık, 1998 Ankara

    İnorganik kimya (Anorganik kimya)


    İnorganik kimya, (anorganik kimya olarak da bilinir) inorganik, organik olmayan, yani karbon-hidrojen bağı içermeyen bileşiklerin özelliklerini ve kimyasal davranışlarını inceleyen kimya dalı. Anorganik ve organik kimyayı birleştiren organometalik bileşikler, organometalik kimya adında başka bir dalı oluşturur.

    Benzer Yazilar

    
    01 | Kimya
    05 | Biyokimya
    17 | Kimyasal

    En Son Eklenenler

    05 | ordövr ordövr

    En Çok Okunanlar

    04 | Sıfat Sıfat
    09 | Zamir Zamir
    10 | Panel Panel
    
    ..:: Online Uyeler ::..
     Nedir.Org Bi soru sor